Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori



Uzak Doğu ülkelerinde özellikle Japonya’da giderek artan ve sebebi tam olarak bilinmeyen Hikikomori hastalığı, çağın hastalığı olarak nitelendiriliyor. Yani bir nevi ‘yeni nesil depresyon’ denebilir.


Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori

Pandemiyle birlikte hayatımıza giren sosyal izolasyonun bundan 40 yıl önce Japonya’da ortaya çıktığını biliyor muydunuz?

Bu durum o dönemlerde sokakların güvensiz olduğunu düşünen ebeveynlerin dayatmasıyla başladı ve birçok insanın zamanla kendini odasına kapatmasına ve yaşamını teknolojinin kollarına bırakmasıyla devam ediyor.

Koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte korku, endişe, panik gibi duyguların toplumda görülme sıklığında artış yaşandı. Geçtiğimiz yılda bu duyguları az ya da çok hepimiz hissetmişizdir.

Özellikle evinde yaşlı ya da çocuk bulunan aileler, bilinmezlik nedeniyle daha korumacı davranmaya başladı. Milyonlarca kişi, salgının ilk ortaya çıktığı dönemde, zorunlu haller dışında evlerinden dışarı adım atmaya korkar oldu. Zorunlu olarak dışarı çıkan kişiler de panik ve korkuyla geçirdi bu süreci.

Hal böyle olunca kendimizi adeta evlerimize hapsetmek durumunda kaldık. Sıcacık yuvalarımız, adeta modern çağ hapishanelerine dönüştü.

HİKİKOMORİ NEDİR?

Japonca bir kelime olan ve ”içeri çekilme, hapsedilmiş olma” anlamını taşıyan ”hikikomori” kavramı, 1980’lerin ilk yıllarında Psikiyatrist Saito Tamaki tarafından ortaya atıldı.

En az altı ay ve daha fazla süre sokağa çıkmama hali olarak tanımlanan hikikomori, insanlardan kaçma, tek yaşamı güvenilir hissetme, bireyin kendini sosyal hayattan izole etmesi şeklinde görülüyor.

Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori #1

TOPLUMSAL ROL VE SORUMLULUKLARA TEPKİ

Modern çağın gitgide artan hastalığı olan hikikomori; zaman kullanımına, performansa dayalı sistemlere ve toplumsal roller ile sorumluluklara karşı gösterilen bir tepki olarak da görülebiliyor.

Bu kişilerin toplumsal yaşamdan elini ayağını çekip temel ihtiyaçları dışındaki tüm zamanlarını evinde ya da odalarında geçirdiklerini belirten uzmanlar, aşırı koruyucu aile tutumları ve teknoloji bağımlılığının, hastalığı tetiklediğinin altını çiziyor.

Özellikle teknoloji kullanımı ve bağımlılığının hikikomoriy başlangıcı için tetikleyici olduğunu söyleyen uzmanlar, sosyal etkileşimin ve aile bağlarının güçlendirilmesinin önemini vurguluyor.

Gelişen teknolojiyle birlikte sayıları dünya genelinde de günden güne artan hikikomori, daha çok 15-40 yaş arası kişilerde gözlemleniyor.

Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori #2

HİKİKOMORİ’NİN NEDENLERİ

Aşırı koruyucu aile tutumlarının yanı sıra hastalığın esas nedeni; teknolojik olarak gelişmiş ülkelerde yaşayan ailelerin sokakların tehlikeli olduğunu düşünmesi ve çocukların evde büyümesi yönündeki davranışları olarak görülüyor.

Özellikle teknoloji bağımlılığı, çocuklarda ve gençlerde hikikomori başlangıcını tetikleyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle çocukların internet kullanımı ve süresini dikkatli takip etmek gerekiyor.

Kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülen hikikomori, bazı durumlarda, kişilik özellikleriyle de bağlantılı olabiliyor. Özellikle çekingen kişilik bozukluğu ya da şizoid yapılanmanın var olduğu durumlar, hikikomoriye yatkınlığı artırıyor.

Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori #3

HİKİKOMORİ’NİN BELİRTİLERİ

Hikikomoriler, zamanlarının çoğunu dış dünyayla iletişim kurmalarını sağlayan internet erişimi olan araçlarla geçiriyor. Özellikle Japonya’daki hikikomoriler, çizgi romanları olan mangayı okuyor. Geceleri uyanık olup gündüzleri uyuyorlar. Dışarıdan gelen güneş ışığından da rahatsızlık duyabiliyorlar.

Hikikomori, zaman baskısına ve toplumun yüklediği performans görevlerine dair bir tepki biçimi olarak da tanımlanıyor. Aileleriyle, evin odasında tek başına yaşayan bu kişiler, bir tür asalak hayat sürüyor. Sorunlarını ortaya koymak, çözüm bulmak ve eyleme geçmek konusunda da çoğunlukla kararsız ve isteksiz bir tutum sergiliyor.

Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori #4

HİKİKOMORİ MİYİM?

Pandemi sebebiyle kişi eğer kendini hiç dışarı çıkmaksızın eve kapattıysa burada bir uygunsuzluktan söz edilebilir. Ancak kişi, dışarıya çıkıp zorunlu işlerini halledebiliyorsa, yürüyüş yaparak kendini rahatlatıp gündelik işlevselliğini koruyabiliyorsa hikikomori çerçevesinde değerlendirilemiyor.

Buradaki kriter, ne hiç evden çıkmamak ne de tamamen dışarıda olmak. Yani kişinin orta düzeyde davranış sergilemesi oluyor.

Kişi evden hatta odasından hiç çıkmıyorsa, kendini sadece teknolojik cihazlarla ifade ediyorsa bu davranışın altında hikikomorik bir semptom yatıyor denebilir.

Kendini odaya kapatma hastalığı: Hikikomori #5

 

HİKİKOMORİ TEDAVİSİ

Pandemi sürecinde izolasyon patolojik hale geldiyse, bu noktada kişinin sokağa çıkması, sosyalleşmesi, eski işlevselliğine dönmesi, çalışması zor olabiliyor.

Böyle bir durumda, gecikmeksizin uzman yardımı alınması gerekiyor. Ayrıca uzun vadede semptomlar modern tip depresyona dönebiliyor.  Hikikomori tedavisinde erken farkındalığın önemine vurgu yapan uzmanlar, psikolojik yardım ve psikoterapi desteği alınması gerektiğini belirtiyor.

Bu süreçte, ailelerin bireylerle çatışma yerine çözüm odaklı iletişim halinde olmalısı gerekiyor. Bireylerle sağlıklı iletişim kurulması ve sosyal etkileşimi güçlendirecek aktivitelere ve uygulamalara yönlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Bireylerin yalnız olmadığı davranışlarla hissettirilmesi ve sosyal izolasyonunu kırması için desteklenip teşvik edilmesi gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir